Necip Fazıl Kısakürek

MÜCADELESİ:

Bu Mücadele adamını; bazen şair, bazen gazeteci, bazen hatip, bazen köşe yazarı, bazen yayıncı, bazen nesir yazarı olarak görürsünüz. Bir bakarsınız Gençlerin arasında onlara yol gösteriyor, bir bakarsınız bütün yurtta konferanslar vererek halkı uyarmak istiyor, bir bakarsınız Siyasilere önderlik yapıyor..

1943 de başlayan BÜYÜK DOĞU Mücadelesi; 40 yıl içinde; “Büyük Doğu Fikir Mektebi”, “Edebiyat Mektebi”, “Büyük Doğu Fikir Kulübü”, “Büyük Doğu Gençliği” ile devam etmiş, hatta bir ara “Büyük Doğu Partisi” kurulması dahi gündeme gelmiştir.

Bütün bu çalışmalar sırasında hayatının bir bölümü karakollarda, savcılıklarda, mahkemelerde, hapishanelerde geçti. Mahkeme salonları hakimlere davasını anlattığı dershaneler oldu. Hapishane koğuşlarında etrafını sarmış mahkumlara nasihat ettiğini gördük. Bu durumdan korkanlar O’nu engellemeye çalıştılar.

Bu kadar geniş bir alanda çalışan, söz söyleyen ve önderlik yapan bir kişi; çok büyük bir şahsiyettir ki o yüzden O’na “Dev Şahsiyet” dedik.

Bu olaylar sırasında o kadar dik, o kadar makul ve o kadar edebi oluyordu ki, herkes O’na hürmet göstermek zorunda kalıyordu.

Bence Bu “Dev adamın” en büyük özelliği; Şeyhi Abdülhakîm Arvasî ile tanıştığı hayatının dönüm noktasından sonra, Ölümüne kadar söyledikleri ve yazdıkları hep aynı dava, aynı yol, aynı sözlerdir. Bir santim sapma göremezsiniz. Nefsine söz geçiremediği zamanlarda dahi davasından en ufak bir sapma olmamıştır. İşte Dava adamı budur. Bazıları gibi [1] “Dün dündür, bugün bugündür” anlayışı ile gününü yaşamamıştır

ÇÖPLÜĞÜ KÖPEKLER KARIŞTIRIR !

Necip Fazıl Hayatında bir defa “Dün dündür” demiştir. O da; Bohem bir hayatı yaşadığı ilk gençlik yıllarından sonra Şeyhi Abdülhakîm Arvasî ile tanışması onu farklı bir mecraya sürükler. Bu hayatında dönüm noktasıdır. İşte bu noktadan önce yazdıkları ve söyledikleri için “”Ben geçmişimi dürdüm, büktüm, çöpe attım. Çöpü karıştırmak köpeklerin işidir” demiştir. Zeki Müren kendisine “efendim, Kaldırımlar şiirinizi okudum” dediğinde de bu cevabı vermiştir. Necip Fazıl’ın davasının, inancının mücadelesinde yaptığı çalışmalar biliniyor. Yaşı müsait olanlar da hatırlıyorlar. Fakat bir de bunların arka tarafı var ki bence o kısmı genç okuyucularımıza duyurmamız gerekiyor.

MAHKEMELER:

Bilinmesi gerekenlerden biri, Necip Fazıl’ın hapishanelerde geçirdiği ömür çilesidir. Bunları bilmemiz gerekir diye aşağıya alıyorum.

1950 ye kadar olan mahkumiyetleri:

21.12.1943 – 22.12.1943 Bir Günlük Hapis:

Askerken (16.1.1943 – 16.4.1943 / Erzurum) siyasî bir yazı kaleme aldığı için disiplin cezası mahiyetinde verilen 1 günlük hafif hapsin infazı… (1)

9.6.1947 – 5.8.1947 (1 ay, 27 gün) “Türklüğe Hakaret Davası”nın Tutukluluk Devri:

Necip Fazıl, Büyük Doğu Mecmuasının 30 Mayıs 1947 tarihli 65’inci sayısında, Rıza Tevfik’e ait “Sultan Abdülhamîd’in Ruhaniyetinden İstimdat” başlıklı bir manzume yayınlamıştır. Herhangi bir özel isme yer verilmediği halde şiirin mecmuada neşri bazıları tarafından Atatürk’e hakaret kabul edilmiş ve iktidar partisi tarafından Büyük Doğu aleyhine İstanbul ve diğer bazı vilayetlerde nümayişler tertiplenmeye çalışılmıştır.(2) O tarihte ilgili bir kanun maddesi bulunmadığı için de, “Padişahlık Propagandası Yapmak – Türklüğe ve Türk Milletine Hakaretten, mecmuanın sahibi görünen zevcesi F. Neslihan hanım ile beraber Necip Fazıl hakkında takibata başlanmıştır.
Savcılık Basın Bürosu Şefi Hicabi Dinç, takibata başlayabilmek için kanunen Adalet Bakanlığı’ndan izin verilmesi gereken bir suç mevzuunda, Necip Fazıl’ı kanunsuz olarak 9 Haziran Pazartesi günü tevkif ettirmiştir. (3)

29 Temmuz’da 1. Ağır Ceza Mahkemesinde gerçekleştirilen ilk celsede duruşmanın gizli yapılmasına karar verilmiş, iddia ve sanığın ilk itirazları ve müdafaası dinlenmiş ve dava ileri bir tarihe ertelenmiştir. 5.8.1947 Salı günkü, Savcılık makamınca hakkında tevkif müzekkeresi kesildiği halde bulunamayan F. Neslihan hanımın da iştirak ettiği 2. celse sonunda ise Mahkeme Reisi Nefi Demirlioğlu’nun okuduğu kararla,(4) Temyiz yolu açık olarak, Necip Fazıl ve eşi beraat etmiş, kapatılan Büyük Doğu Mecmuasının neşri serbest bırakılmıştır.

21.4.1950 – 15.7.1950 (3 ay, 25 gün) Türklüğe Hakaret Davasının Mahkûmiyet Devri:

Büyük Doğu Mecmuası’nın 27.1.1950 tarihli 16’ncı sayısında yayınlanmış “Altıparmak” isimli yazıda, Hükümetin manevî şahsiyetini tahkir ve tezyif ettiği gerekçesiyle 19.4.1950 tarihinde, hakkında Tevkif Müzekkeresi (5) kesilen Necip Fazıl, iki gün sonra tutuklanmış ve hapse atılmıştır. 26.4.1950’de, Salim Başol’un reis bulunduğu ikinci ağır ceza mahkemesindeki ilk celsede beraat eden Necip Fazıl, serbest bırakılmayı beklerken, aynı gün bir mahkemeden diğer bir mahkemeye aktarılarak, (6) Türklüğe Hakaret Davası’nda vaktiyle verilmiş Beraat kararının Temyize nihaî olarak bozdurulması ve mahkemenin uyma kararı üzerine, hamile ve hasta zevcesi F. Neslihan hanımla birlikte, tekrar hapishaneye gönderilmiştir.

14.5.1950 Genel Seçimlerini büyük ekseriyetle kazanan Demokrat Parti’nin çıkardığı Af Kanunu ile 15.7.1950’de hapishaneden ilk tahliye edilen kişi Necip Fazıl’dır. (7)

1950 den sonrası mahkumiyetleri:

31.3.1951 – 18.4.1951 (19 gün) 1951 Mahkûmiyeti:

Basına “Kumarhane Baskını” olarak akseden bir hâdise sebebiyle 23 Mart 1951 Cuma günü 18 saat süreyle karakolda gözaltında tutulan (8) Necip Fazıl, tertiplenen komplonun ardından hazırladığı 30 Mart 1951 tarihli meşhur 54’üncü sayının daha bayilere verilmeden matbaadan toplatılmasını müteakip, çıkmamış mecmuanın, imzasız bir yazısının, içinde hiç bir suç olmayan ifadesinden ve üstelik tevkifli muhakeme usulü kaldırılmış olmasına rağmen tevkif edilmiş ve 19 gün tutuklu kalmıştır.

12.12.1952 – 30.9.1953 (9 ay, 12 gün) 1951 Mahkûmiyetinin İnfazı:

54’üncü sayıda yayınlanan bir yazı sebebiyle 9 ay 12 günlük kesinleşmiş mahkumiyeti bulunan Necip Fazıl, Savcılık salahiyetiyle infazı 4 ay tehir ettirmiş, bu dört ay bitince de Haydarpaşa Numune Hastahanesi Sıhhî Heyetinden 3 aylık bir tecil raporu almıştır. (9) Tam da bu raporun müddetinin bittiği bir dönemde Ahmet Emin Yalman’ın 22 Kasım 1952 Cumartesi günü vurulmasıyla “Malatya Hâdisesi” patlak vermiştir. Hâdise kısa zamanda Büyük Doğu Cemiyeti Reisi Necip Fazıl’ı da içine alacak şekilde büyütülmüştür.

İkinci defa Haydarpaşa Numune hastahanesine müracaat eden Necip Fazıl bir önceki raporun aynını almış; fakat bu defa rapora “sinir vaziyeti üzerinde ihtisas taalluku dolayısıyla Bakırköy Akıl Hastahanesinin hüküm vermesi” şeklinde bir kayıt ilave olunduğu için, arzusu hilafına söz konusu hastahaneye başvurmak zorunda kalmıştır.

Bakırköy Akıl Hastahanesi, Haydarpaşa’nın şeker hastalığı teşhisini aynen kabul ettiği halde, “infaza mâni bir durum” olmadığı hükmünü vermiştir. Bunun üzerine Necip Fazıl Adalet Bakanlığı’na müracaatla, dahili hastalığından başka hiçbir rahatsızlığı bulunmadığını ve eğer bu hastalık infaza mâni ise Adlî Tıp kurumunun hakkında ona göre, değilse yine ona göre karar vermesini talep etmiştir.

Adlî Tıp Kurumu’nun, “zeka ve aklî melekeleri tamamen yerinde ve tabii.. Musap olduğu şeker hastalığı ise infaza mani değil” şeklinde rapor vermesi neticesinde, (10) Necip Fazıl kesinleşmiş mahkumiyetin infazı için, 12 Aralık 1952 Cuma günü Üsküdar Toptaş’ı hapishanesine girmiştir.

– 23 Ocak 1953’de Malatya Sulh Ceza Mahkemesi tarafından, Necip Fazıl hakkında, T.C.K.nun 163 ve 65’inci maddeleri delaletiyle C.M.U.K.nun 104/2,3,108 ve 125’inci maddeleri gereğince Tevkif Müzekkeresi kesilir. Hapse girdikten tam 47 gün sonra 28.1.1953 Çarşamba günü, saat 10.10 treniyle mahfuzlu olarak Toptaş’ından Malatya’ya sevk olunmuştur. (11)

– Necip Fazıl, tam 38 gece, 36 gün geçirdiği Malatya Hapishanesi’nden 8.3.1953 tarihinde, Malatya Davası ile ilgili muhakemeler Ankara’ya nakledildiği için Ankara Genel Ceza ve Tevkif Evi’ne gönderilmiştir. (12)

30.9.1953 – 2. 12.1953 (64 gün) Malatya Davası Sebebiyle Mevkufiyetin Devamı:

30 Eylül 1953’te bitmesi gereken 1951 mahkûmiyeti, Necip Fazıl’ın Malatya davasındaki masumiyetinin henüz anlaşılamamış(!) olması sebebiyle, tevkif şeklinde devam etmiş; neticede politikadan emir alan mahkeme, yine aynı yerden aldığı emirle, Malatya suikastıyla hiçbir alakası olmadığı daha başından belli olan Necip Fazıl’ı, 2.12.1953 tarihinde tahliye talebini uygun bularak salıvermiştir.

24.6.1957 – 25.2.1958 (8 ay, 4 gün) Köprülü Fuat’a Hakaret Ve…

Mükerrem Sarol’u müdafaa yolunda Fuat Köprülü’ye karşı yazdığı zehir zemberek yazılardan hakkında verilen mahkûmiyet kararının Temyizce tasdik edilmesiyle kesinleşen 1 sene 2 aylık cezasına, iki ayrı hükümden 6 aylık müeccel ceza da eklenmiş ve Necip Fazıl, 1 sene 8 ay kalmak üzere 24.6.1957’de Toptaşı Hapishanesine ikinci defa girmiştir. (13) Kısa bir müddet sonra Haydarpaşa Numune Hastahanesine nakledilen Necip Fazıl, karar tashihi yoluyla son kurtuluş teşebbüsünün de boşa çıktığı ve tekrar gönderileceği Toptaşı cehennemini düşündüğü bir anda, ziyaretine gelen Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’nin yakınlarından İlyas Ketenci’nin keramet çapındaki şu sözlerine muhatap olmuştur: -İki güne kadar çıkarsın inşallah… Bundan sonra kendine dikkat et!

Ayniyle, keramet çapında bir tecelliyle, Temyiz son itirazı kabul ve karar tashihi yoluyla, Necip Fazıl’ın 8 ay 4 gün kaldığı hapisten kurtuluşunu temin etmiştir. (14)

26.3.1959 – 29.3.1959 (3 gün) Bolu Dağında Tevkif:

10’uncu Devre Büyük Doğu’larını çıkardığı 1959 senesinde, Necip Fazıl, düşmanlarına yaptığı hücumların semeresi olarak 100 yıla varan hapis tehdidi altındadır. İşte bu hengâme-de, İstanbul Toplu Basın Mahkemesi’nden hakkında bir mahkûmiyet kararı verilmiş, o Ankara’dayken gıyabında verilen hükümle birlikte, usul ve teamüle aykırı olarak bir de tevkif kararı çıkmıştır. (25.3.195-Çarşamba) Bu kararı kanun ve usul bakımından polis vasıtasıyla evine tebliğ etmeleri gerekirken, İstanbul dışında olduğunu haber aldıkları Necip Fazıl hakkında yakalama emri verilmiştir. Durumu haber alan Necip Fazıl, hemen o gün hususi bir otomobille İstanbul’a doğru yola çıkmış, gece yarısı Bolu’da yolları kesen polis tarafından yakalanarak önce Bolu, oradan da İstanbul Emniyet Müdürlüğüne getirilmiştir. Perşembe sabahı Sulh Ceza Hakimliği tarafından gıyabî tevkif vicahiye çevrildikten sonra Sultanahmet cezaevine gönderilmiş 60 saat 51 dakikalık mevkufiyetten sonra, bizzat Başbakan Adnan Menderes’in talimatıyla gerekli formaliteler ikmâl edilerek salıverilmiştir. (15)

1960 dan sonrası mahkumiyetleri

6.6.1960 – 15.10.1960 (4 ay, 4 gün) 1960 İhtilali Sonrası Tevkif:

İhtilalin yapıldığı tarihte Ankara’da bulunan Necip Fazıl, İstanbul’a döndükten bir müddet sonra 6 Haziran’da gece yarısı evinden alınmış, 15.10.1960 tarihine kadar, bir müddet Davutpaşa Kışlasının koğuşlarında ve ardından Balmumcu ‘da hakaret ve kötü muamele altında, gerekçesiz olarak tutulmuştur. (16)

15.10.1960 – 18.12.1961 (1 sene, 65 gün) Atatürke Neşir Yoliyle Hakaret:

İhtilalin çıkardığı Basın affında hiçbir suç istisna edilmediği için üzerinde hapis yükü kalmadığını düşünen Necip Fazıl, Balmumcu’dan ilk tahliye edilenler arasında salıverildiği gün (15.10.1960), kapıda bekleyen mahkûmları taşımaya mahsus bir araç ile, karısı ve çocuklarının gözleri önünde alınarak Savcılığa götürülmüştür. Atatürk’e hakaret isnat edilen bir yazıdan mahkûmiyeti Balmumcu’dayken kesinleştiği için ve 5816 sayılı kanun maddesi sadece onun aleyhine Af Kanunu’nun kapsamı dışında tutularak, Toptaşı cezaevine üçüncü defa girmesi temin olunmuştur. Necip Fazıl, 18.12.1961’de ceza müddetini tamamlamış olarak tahliye edilmiştir. (17)

Mevkufiyet ve Mahkumiyetlerinin Belgelerinden ikisi:

Necip Fazıl denilince akla ilk gelen BÜYÜK DOĞU Mecmuasıdır. BÜYÜK DOĞU, 40 yıl içinde bazen Aylık, bazen haftalık, bazen de Günlük olarak 599 sayı olarak yayınlandı.

BÜYÜK DOĞU’nun fikir ve manevi muhtevası bir ekol halini aldı. Necip Fazıl Onlara “Büyük Doğu Gençliği” demiştir. Bunlardan bir kısmı Necip Fazıl’ın dar çevresinde, onun fikirleri ve anlatımları ile beslenmiş, hakiki bir Büyük Doğu Gençliği oluşturmuşlar; diğer bir kısmı ise, şehirlerde, köylerde, diğer ülkelerde N.Fazıl’ı okuyarak, konferanslarını ve bantlarını dinleyerek O’nu sevmişler, O’ndan beslenmişlerdir.

Bu konuda önemli olan bir diğer husus; İkinci grupta yer alanların nerede ise tamamı bir başka Üstada, bir başka şeyhe, bir başka gruba bağlı olanlardır. Onlar N.Fazıl’ı okurken, dinlerken bu mensubiyetleri onları engellememiş, tersine sanki ikinci bir membadan feyz almış gibi onların fikri seviyelerini, dünya görüşlerini genişletmiştir.

Ben bunu Öğretmen olarak bulunduğum Turgutlu’da yaşadım. Necip Fazıl İzmir’de daha bir konferans vermediği halde Turgutlu’ya gelmiş, sevenleri ile buluşmuş, onları bir başka bakış açısı ile aydınlatmış idi.

N.Fazıl’ı seven ve takip eden Turgutlulara baktığımda; Tarikatçısı, Nurcusu, Süleymancısı, Milliyetçisi ve hatta solcusunu dahi görüyordum. Bunların; çiftçi, esnaf, öğrenci, memur, sanayici vs mesleklerden olmaları da, N.Fazıl’ın hitabet sanatına ve edebiyat gücüne bir delildir.

Turgutlu’lular bilir; Rahmetli Hayri Amca, 1960 lı o yıllarda İzmir’e gidip aldığı her gruba, cemaata, sınıfa hitap eden dini ve milli gazete ve dergileri; dükkanlara, evlere tek tek dağıtır, bedellerini de daha sonra tahsil ederdi. Benim gibi köylerde bulunanlara da Turgutlu Pazarı günü bir köylü ile gönderir, aybaşlarında da bedellerini tahsil ederdi. Ben ve benim gibi köyde olanlar dahi Hayri Amca’nın sayesinde; Büyük Doğu, Sebilürreşad, Serdengeçti ve diğer Dergileri takip edebiliyor, yeni çıkan kitapları okuyabiliyorduk.

Hayri Amca, ilerlemiş yaşına rağmen bu çalışmasını Allah Rızası için yapar, birçok kişiye bedelini almadan kitap, dergi gönderirdi. Çok kişinin hidayetine de vesile oldu. Kendisi küçük bir kulübede gazete kağıtlarının arasında yatardı. Allah Rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

YAYINLADIĞI DİĞER DERGİLER:

N.Fazıl, 1936 yılında 17 sayı çıkardığı AĞAÇ Dergisinden sonra 1943 yılında BÜYÜK DOĞU Dergisini çıkarmaya başladı. Büyük Doğu yayınlanırken mizah dergisi olarak 1947 yılında BORAZAN’ı çıkardı. Ancak bu dergiyi 3 sayı devam etti. Böylece N.Fazıl için Tek Yayın organı BÜYÜK DOĞU olmuştur.

AĞAÇ DERGİSİ BORAZAN
14 Mart 1936 – 29 Ağustos 1936 (17 Sayı) 28 Kasım 1947 – 12 Aralık 1947 (3 Sayı)

SAYI : 17 – 29 AĞUSTOS 1936

BÜYÜK DOĞU DERGİSİ

17 Eylül 1943 – 5 Haziran 1978 (36 Sene, 599 sayı)

İptidai Devre 17 Eylül 1943 – 12 Mayıs 1944 HAFTALIK- 31 SAYI

Devre 2 Kasım 1945 – 13 Aralık 1946 “ “ 1 – 58
Devre 18 Nisan 1947 – 6 Haziran 1947 “ “ 59 – 66
Devre 10 Ekim 1947 – 2 Nisan 1948 “ “ 67 – 87
Devre 11 Mart 1949 – 26 Ağustos 1949 “ “ 25 SAYI
Devre 14 Ekim 1949 – 29 Haziran 1951 “ “ 62 SAYI
Devre 16 Kasım 1951 – 30 Kasım 1951 GÜNLÜK 15 SAYI
Devre 16 Kasım 1952 – 19 Eylül 1952 “ “ 122 SAYI
Devre 7 Mayıs 1954 – 9 Temmuz 1954 HAFTALIK 10 SAYI
Devre 30 Mart 1956 – 5 Temmuz 1956 GÜNLÜK 92 SAYI
Devre 6 Mart 1959 – 16 Ekim 1959 HAFTALIK 33 SAYI
Devre 30 Eylül 1964 – 25 Kasım 1964 HAFTALIK 9 SAYI
Devre 22 Eylül 1965- 12 Ocak 1966 HAFTALIK 17 SAYI
Devre 19 Temmuz 1967-10 Ocak 1968 HAFTALIK 26 SAYI
Devre 1 Mayıs 1969 – 1 Aralık 1969 AYLIK 7 SAYI
Devre 6 Ocak 1971 – 28 Nisan 1971 HAFTALIK 17 SAYI
Devre 8 Mayıs 1978- 5 Haziran 1978 HAFTALIK 5 SAYI

Bu arada birçok dergi ve gazetede şiirleri, yazıları yayımlanmış olmasına rağmen bunların bir listesini bulmak mümkün olmadı.

KİTAPLARI:

Büyük Doğu’nun yanında N.Fazıl’ın en önemli eserlerini kitapları teşkil eder. 1925 de yayımlamaya başladığı kitapları 118 adettir. Çile’nin içinde bulunan “Sakarya Destanı” 1949 da yazılmasına karşın yıllardır dillerden düşmemiştir.

(1925) Örümcek Ağı [Halk Kitabhanesi, Sahibi:Abdülaziz, İ 1925, s.64 ]
(1928) Kaldırımlar [İkbâl Kütübhanesi, Sahibi:Hüseyin, İ 1928, s.64 ]
(1932) Ben ve Ötesi [Semih Lütfü -Sühulet Kütübhanesi, İ 1932, s.158 ]
(1933) Birkaç Hikaye Birkaç Tahlil [Semih Lütfü -Sühulet Kütübhanesi, İ 1933, s. 94 ]
(1935) Tohum [Semih Lütfi Matbaa Ve Kitabevi, İ 1935, s. 88 ]
(1938) Bir Adam Yaratmak [Semih Lütfü-Sühulet Kütübhanesi, İ 1938, s.104 ]
(1938) Künye [Semih Lütfü-Sühulet Kütübhanesi, İ 1938, s.120 ]
(1940)Sabır Taşı [Semih Lütfü-Sühulet Kütübhanesi, İ 1940, s.96 ]
(1940)Namık Kemâl [Türk Dil Kurumu Yayını, Ank. 1940, s.404 ]
(1940)Çerçeve [Semih Lütfü-Sühulet Kütübhanesi, İ 1940, s.240 ]
(1942) Para [Semih Lütfü-Sühulet Kütübhanesi, İ 1942, s.96 ]
(1944)Vatan Şairi Nâmık Kemâl [Semih Lütfü -Sühulet Kütübhanesi, İ 1944 s.64 ]
(1946)Müdafaa [İktisadî Yürüyüş Basımevi, İ 1944 s.32 ]
(1948)Halkadan Pırıltılar (Veliler Ordusundan) [Türk Neşriyat Yurdu, İ 1948 s.315 ]
(1949)Nam-ı Diğer Parmaksız Salih [Türk Neşriyat Yurdu, İ 1948 s.100 ]
(1950)Çöle İnen Nur (İzinsiz Baskı)
(1951)101 Hadis (Büyük Doğu’nun 1951’de verdiği ek)
(1953)Maskenizi Yırtıyorum [Neşreden: Hüseyin Rahmi Yananlı, İ 1 953 s.68 ]
(1955)Sonsuzluk Kervanı [Serdengeçti Neşriyatı, Ank. 1955 s.192 ]
(1955)Cinnet Mustatili (Yılanlı Kuyudan) [İnkılâp Kitabevi, İ 1955 s.202 ]
(1956)Mektubat’tan Seçmeler [Türk Neşriyat Yurdu, İ 1956 s.80 ]
(1958)At’a Senfoni [Türkiye Jokey Kulübü, İ 1958 s.160 ]
(1959)Büyük Doğu’ya DOĞRU (İdeolocya Örgüsü) [Hilal Yayınları, Ank. 1959 s.160 ]
(1960)Altun Halka (Silsile-i Zeheb) [Türk Neşriyat Yurdu, İ 1961 s.112 ]
(1961)O ki O Yüzden Varız (Çöle İnen Nur) [Türk Neşriyat Yurdu, İ 1961 s.444 ]
(1962)Çile [Bedir Yayınevi, İ 1962 s.232 ]
(1962)Her Cephesiyle Komünizm [Doğan Güneş İst. 1962 s.38 ]
(1962)Türkiye’de Komünizm ve Köy Enstitüleri [Doğan Güneş İst. 1962 s.38 ]
(1964)Ahşap Konak (Büyük Doğu’nun 1964’te verdiği ek)
(1964) Reis Bey [Ötüken Yay. İ 1964 s.92 ]
(1964)Siyah Pelerinli Adam (Büyük Doğu’nun 1964’te verdiği ek)
Hazret-i Ali (1964) [Bedir Yayınevi, İ 1964 s.232 ]
(1964) İman ve Aksiyon [Bedir Yayınevi, İ 1964 s.56 ]
(1965) Ruh Burkuntularından Hikayeler [Ötüken Yayınları, İ 1965 s.112 ]
(1965) Büyük Kapı (O ve Ben) [Yeni Şark Maarif Kütüphanesi, İ 1965 s.215 ]
(1965) Ulu Hakan II. Abdülhamid Han [Ötüken Yayınları, İ 1965 s.320 ]
(1965) Bir Pırıltı Binbir Işık [Uğur Yayınları, İ 1965 s.64 ]
(1966)Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar I [Sebil Yayınevi, İ 1966 s.320 ]
(1966)Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar II [Sebil Yayınevi, İ 1966 s.320 ]
(1966)Büyük Kapı’ya ek (Başbuğ Velilerden) [Oku Yayınları, İ 1966 s.128 ]
(1966)İki Hitabe: Ayasofya / Mehmetçik [b.d Fikir Kulübü, Ank. 1966 s.24 ]
(1967)El Mevahibü’l Ledüniyye [Babıalide Sabah Gazetesi Neşriyatı, İ 1967 s.196 ]
(1968)Vahidüddin [Toker Yayınları,İ 1968 s.232 ]
(1968)İdeolocya Örgüsü [Kayseri Y.İ.E. Talebe Derneği Yay., İ 1968 s.462 ]
(1968)Türkiye’nin Manzarası [Toker Yayınları, İ 1968 s.192 ]
(1968)Tanrı Kulundan Dinlediklerim I [Toker Yayınları, İ 1968 s.240 ]
(1968)Tanrı Kulundan Dinlediklerim II [Toker Yayınları, İ 1968 s.288]
(1968)Peygamber Halkası [Toker Yayınları, İ 1968 s.200]
(1968) 1001 Çerçeve 1 [Toker Yayınları, İ 1968 s.176]
(1968) 1001 Çerçeve 2 [Toker Yayınları, İ 1968 s.168]
(1968) 1001 Çerçeve 3 [Toker Yayınları, İ 1968 s.160]
(1969) 1001 Çerçeve 4 [Toker Yayınları, İ 1969 s.160 ]
(1969) 1001 Çerçeve 5 [Toker Yayınları, İ 1969 s.144 ]
(1969) Piyeslerim(Ulu Hakan/Yunus Emre/S. P. Adam) [Toker Yayınları, İ 1969 s.160 ]
(1969)Müdafaalarım [Toker Yayınları, İ 1969 s.208 ]
(1969)Son Devrin Din Mazlumları [Toker Yayınları, İ 1969 s.280 ]
(1969) Sosyalizm Komünizm ve İnsanlık [Ak Yayınları, İ 1969, s.88 ]
(1969)Şiirlerim [Fatih Yayınevi, İ 1969, s.278 ]
(1970)Benim Gözümde Menderes [Ötüken Yay. İ 1970 s.528 ]
(1970) Yeniçeri [Özbahar Yayınları, İ1970 s.372]
(1970) Kanlı Sarık [Akçağ Yay, İ 1970 s.94 ]
(1970)Hikayelerim [Toker Yayınları,İ1970 s.270]63 – 1970
(1970)Nur Harmanı [Çile Yay., İ 1970 s.204 ]
(1971)Reşahat [Eser Kitabevi, İ 1971 s.406 ]
(1972)Senaryo Romanları [Toker Yayınları, İ 1972 s.360]
(1973)Moskof [Toker Yayınları, İ 1973 s.377]
(1973) Hazret-i Ali [Akçağ Yay, İ 1973 s.272 ]
(1973)Esselâm [b.d. yayınları, İ 1973 s.144 ]
(1973)Hac [b.d. yayınları, İ 1973 s.160 ]
(1974)Çile (Nihaî Tertib) [b.d. yayınları, İ 1974 s.320 ]
(1974)Rabıta-i Şerife [b.d.yayınları, İ 1974 s.160]
(1974)Başbuğ Velilerden 33 (Altun Silsile) [b.d. yayınları, İ 1974 s.351 ]
(1974)O ve Ben [b.d. yayınları, İ 1974 s.256 ]
(1975)Bâbıâli [b.d. yayınları, İ 1975 s.343]
(1975)Hitabeler [b.d. yayınları, İ 1975 s.232 ]
(1976)Mukaddes Emanet [Kültür Bakanlığı Yay. Ank. 1976 – İkinci Cilt İçinde ]
(1976)İhtilal [b.d. yayınları, İ 1976 s.344 ]
(1976)Sahte Kahramanlar [b.d. yayınları, İ 1976 s.248 ]
(1976)Veliler Ordusundan 333 (Halkadan Pırıltılar) [b.d. yayınları, İ 1976 s.525 ]
(1976)Rapor 1 [b.d.yayınları,İ1976 s.96]
(1976)Rapor 2 [b.d. yayınları, İ1976 s.102]
(1977)Yolumuz, Halimiz, Çaremiz [b.d. yayınları, İ 1977 s.256 ]
(1977)Rapor 3 [b.d. yayınları, İ 1977 s.88 ]
(1978)İbrahim Ethem [b.d. yayınları, İ 1978 s.72 ]
(1978)DOĞRU Yolun Sapık Kolları [b.d. yayınları, İ 1978 s.174]
(1979)Rapor 4 [b.d. yayınları, İ 1979 s.88 ]
(1979)Rapor 5 [b.d. yayınları, İ 1979 s.96 ]
(1979)Rapor 6 [b.d. yayınları, İ 1979 s.96 ]
(1980)Aynadaki Yalan [b.d. yayınları, İ 1980 s.200 ]
(1980)Rapor 7 [b.d. yayınları, İ 1980 s.96 ]
(1980)Rapor 8 [b.d. yayınları, İ 1980 s.96 ]
(1980)Rapor 9 [b.d. yayınları, İ 1980 s.96 ]
(1980)Rapor 10 [b.d. yayınları, İ1980 s.96]
(1980)Rapor 11 [b.d. yayınları, İ1980 s.96]
(1980)Rapor 12 [b.d. yayınları, İ1980 s.96]
(1980)Rapor 13 [b.d. yayınları, İ1980 s.96]
(1981)İman ve İslâm Atlası [b.d. yayınları, İ 1981 s.560 ]
(1982)Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu [b.d. yayınları, İ 1982 s.224 ]
(1983)Tasavvuf Bahçeleri [b.d. yayınları, İ 1983 s.156 ]
(1984)Kafa Kâğıdı [b.d. yayınları, İ 1984 s.208 ]
(1985)Hesaplaşma [b.d. yayınları, İ 1985 s.160 ]
(1985)Dünya Bir İnkılâp Bekliyor [b.d. yayınları, İ 1985 s.144 ]
(1986) Mümin – Kâfir [b.d. yayınları, İ 1986 s.192 ]
(1988)Öfke Ve Hiciv [b.d. yayınları, İ 1988 s.248 ]
(1990)Çerçeve 2 d. yayınları, İst. 1990 s.264]
(1990)Konuşmalar d. yayınları, İst. 1990 s.272]
(1990)Başmakalelerim 1 d. yayınları, İst. 1990 s.304]
(1991)Çerçeve 3 [b.d. yayınları, İ 1991 s.280 ]
(1992)Hücum Ve Polemik [b.d. yayınları, İ 1992 s.344 ]
(1995)Başmakalelerim 2 [b.d. yayınları, İ 1995 s.288 ]
(1995)Başmakalelerim 3 [b.d. yayınları, İ 1995 s.320 ]
(1996)Çerçeve 4 [b.d. yayınları, İ 1996 s.320 ]
(1997)Edebiyat Mahkemeleri [b.d. yayınları, İ 1997 s.256 ]
(1998)Çerçeve 5 [b.d. yayınları, İ 1998 s.336 ]
(1999)Hâdiselerin Muhasebesi 1 [b.d. yayınları, İ 1999 s.296 ]
(2000)Püf Noktası [b.d. yayınları, İ 2000 s.80 ]
(1949) Sakarya Destanı (Çile Sh:312)

Alıntı: http://www.biyografi.net/kisiayrinti.asp?kisiid=249

Kitaplarını şöyle detaylandırabiliriz:
Şiir
Örümcek Ağı (1925), Kaldırımlar (1928), Ben ve Ötesi (1932), Sonsuzluk Kervanı (1955), Çile (1962), Şiirlerim (1969), Esselâm (1973), Çile (1974), Bu Yağmur, Sakarya Destanı (1949)
Oyun
Tohum (1935), Bir Adam Yaratmak (1938), Künye (1940), Sabır Taşı (1940), Para (1942), Nami Diğer Parmaksız Salih (1949), Reis Bey (1964), Ahşap Konak (1964), Siyah Pelerinli Adam (1964), Ulu Hakan Abdülhamit (1965), Yunus Emre (1969).
Roman
Aynadaki Yalan (1980), Kafa Kağıdı (1984-Milliyet Gazetesinde Tefrika).
Öykü
Birkaç Hikâye Birkaç Tahlil (1932), Ruh Burkuntularından Hikâyeler (1964), Hikâyelerim (1970).
Anı
Cinnet Mustatili (1955), Hac (1973), O ve Ben (1974), Bâbıâli (1975).

BİLİNMEYEN BİR ESERİ:
N.Fazıl’ın 1928 de Kanaat Kitabevi tarafından İstanbul’da Amidî Matbaasında Osmanlıca harfleri ile basılmış “Meş‘um Yakut” isimli 136 sayfalık bir polisiye romanının olduğu “Türkçe Eserler Kataloğu’nun üçüncü cildinin 1124. sayfasında kayıtlı.

Ancak bu Roman’dan hiçbir yerde bahsedilmiş değil.

http://www.cinairoman.com/seriler.php?d=3,120&item=19325

VASİYETİNDEN:
“…Nasıl, nerede ve ne şekilde öleceğimi Allah bilir. En büyük korkularımdan biri, nice müellifin başına geldiği gibi, ölümümden sonraki tahriflerdir.”

“Beni, ayrıca hususi vasiyetimde gösterdiğim gibi, İslami usullerin en incelerine riayetle gömünüz!”

“Cenazeme çiçek ve bando muzika gönderecek makam ve şahıslara uzaklığımız ve kimsenin böyle bir zahmete girişmeyeceği malum. Fakat bu hususta bir muziplik zuhur edecek olursa, ne yapılmak gerektiği de beni sevenlerce malum… Çiçekler çamura ve bando yüzerim koğuşuna…”

“Cenazemde, namazıma durmayacaklardan hiç kimseyi istemiyorum! Nede, kim olursa olsun, kadın… Ve bilhassa, ölü simsarı cinsinden imam! Ve “bid’at” belirtici hiçbir şey!…”

“Başucumda ne nutuk, ne şamata, ne medh, ne şu, ne bu… Sadece Fatiha ve Kur’an…”

“Mezarımda ilahi ve ulvi isim ve sıfatlardan ve benim beşeri ve süfli isim ve sıfatlarımdan hiçbir iz bulunmayacak… Mevlit de istemem! Onu, uhrevi rüşvet vasıtası yapanlara bırakınız! Sadece Kur’an…”

“Şimdi sıra en büyük dileğimde… Müslümanlardan, Eğer bu davada hizmetim geçtiğine inanan varsa, şunları istiyorum: Her ferdin, herhangi bir kifayet hesabına yanaşmaksızın, benim için “Necip Fazıl’ın kaza borcuna karşılık” niyeti ile bir günlük (Beş vakit) namaz kılması ve yine bir gün oruç tutması… Mevtanın ardından, onun için kaza namazı Şafii içtihadında caizdir ve aynı içtihat Hanefilerce de rahmettir. Her ferdin, en aşağı yüz Tevhid kelimesi okuyup sevabının mislini bana hediye etmesi… 70 bine dolması lazım… Bir de, üzerimde hakkı olanların bunu Allah rızası için helal etmeleri… Ölünceye dek, üzerimdeki Allah ve kul haklarından mümkün olanını ödeyebilmek için elimden geldiği kadar cehdetmek azmindeysem de ne olacağını, nereye, hangi noktaya varabileceğimi bilmiyorum ve yardımı Müslümanlardan bekliyorum. “Şey’en lillah” tabiriyle bana Allah için bir şey veriniz! Yardımınızı esirgemeyiniz!”

“Allah’ı, Allah dostlarını ve düşmanlarını unutmayınız! Hele düşmanlarını!… Olanca sevgi ve nefretinizi bu iki kutup üzerinde toplayınız!”

“Beni de Allah ve Resul aşkının yanık bir örneği ve ardından bir takım sesler bırakmış divanesi olarak arada bir hatırlayınız!”
_______________
[1] Süleyman Demirel’in meşhur sözüdür.

Yazar: Muzaffer Deligöz

Aslen Kastamonu/Araç’lı olan Muzaffer Deligöz, 25.05.1940 tarihinde doğdu. Orta Okulu Araç’ta, Liseyi Kastamonu’da bitiren Muzaffer Deligöz, 1960 yılında Ankara Hukuk Fakültesine kaydoldu. Bu sırada Ankara’da gazeteciliğe başladı. 1963 yılında “İHLAS”, “Kitap Dünyası” “UHUVVET” Gazetelerinde görev aldı. Daha sonra 1964 de İzmir’de “ZÜLFİKAR” Gazetesinde çalıştı. Bu sırada Korgeneral Faruk Güventürk hakkında yayınladığı yazılar sebebiyle 3 ay Cezaevinde kaldı. Generaller, Muzaffer Deligöz’ü Hukuk Fakültesinde öğrenci olmasına rağmen askere sevk ettirdi. Bu sebeple askerliğini Yedek Subay Öğretmen olarak Turgutlu’da yaptı. Askerlik sırasında İlahiyat Fakültesine kaydoldu. Askerlik sonrası Ankara’ya gidince; İstanbul’da yayınlanan “İTTİHAD” Gazetesinin önce meclis muhabirliğini, daha sonra da Ankara Büro Şefliği yaptı. 1968 de İstanbul’a yerleşerek, İttihad Gazetesinin Yazı İşleri Müdürlüğü görevini üstlendi. 1968 Haccında İttihad Gazetesinin Türkçe/Arapça Nüshasını Mekke’de neşrederek bir ilke imza attı. İttihad Gazetesindeki ihtilaflar sebebiyle gazeteden ayrılınca, ”Doğu Haber Ajansı- Eastern News Agency” adıyla Ortadoğu haberleri Türk Basınına veren bir Haber Ajansı kurdu (1970). Kesintilerle devam eden ajans halen Ortadoğu’dan Ekonomik haberler vermekte. 1968 de Milli Türk Talebe Birliğinin Basın-Yayın Müdürlüğünü de yapan Muzaffer Deligöz, görevde kaldığı sürece “Milli Gençlik Dergisi”ni de yayınladı. 1971 de Diyanet İşleri Başkanlığı Basın Bürosunda görev alan Muzaffer Deligöz, “Diyanet” Dergisi ile “Diyanet” Gazetesinin ilk çıkışlarında görev aldı. 1973 de yayın hayatına giren “Milli Gazete”nin kuruluşunu ve İlk Yazı İşleri ve Genel Yayın Müdürlüğünü yaptı. 1981 tarihinde Suudi Arabistan’a giden Muzaffer Deligöz, 1981-1992 yıları arasında Suudi Tanıtma Bakanlığının ve Türk Elçiliğinin akredite ettiği gazeteci olarak çalıştı. Bu süre içinde; İslam Haberler Ajansının Türkiye temsilcisi ve Doğu Haber Ajansı olarak İslam Ülkeleri haberlerini Türk gazetelerine gönderdi. Yine bu süre içinde Türk için Hac süresinde yayınlanan “TÜRKÇE GAZETE” yi 6 yıl Türkçe olarak çıkardı.. 1992 yılında Türkiye’ye döndükten sonra çeşitli çalışmalar yapan Muzaffer Deligöz; 6 yıl “ÜSKÜDAR Fm” Radyosunun Danışmanı, 1 yıl da “Radyo Çağ”ın Genel Müdürü olarak görev yaptı.

“Necip Fazıl Kısakürek” için 13 yorum

  1. I just wanted to develop a small remark so as to thank you for those fabulous tips and tricks you are placing at this site. My rather long internet investigation has finally been compensated with beneficial points to write about with my best friends. I ‘d admit that most of us readers actually are extremely lucky to dwell in a fantastic network with so many marvellous people with insightful strategies. I feel really blessed to have used the webpages and look forward to some more pleasurable moments reading here. Thanks a lot once again for all the details.

  2. I simply wanted to say thanks all over again. I am not sure what I would’ve implemented in the absence of those methods documented by you regarding that situation. Certainly was a very fearsome scenario in my circumstances, but encountering the very specialised style you dealt with it took me to leap over happiness. I am thankful for this service and as well , wish you are aware of an amazing job you are always accomplishing instructing men and women through your websites. Probably you’ve never met all of us.

  3. I am only writing to make you be aware of of the impressive encounter our child found using yuor web blog. She mastered lots of pieces, which included what it’s like to have an awesome coaching mindset to let other individuals effortlessly have an understanding of a variety of tricky topics. You actually surpassed visitors’ expectations. Thanks for showing such warm and helpful, trusted, revealing not to mention fun tips on your topic to Lizeth.

  4. I must convey my love for your kindness supporting those individuals that really want help on this one question. Your real dedication to getting the message across ended up being extraordinarily effective and have in every case empowered professionals much like me to get to their desired goals. The warm and helpful help entails a whole lot to me and additionally to my colleagues. Regards; from all of us.

  5. I precisely had to thank you so much again. I do not know the things I might have carried out without those tricks shown by you regarding my topic. This was a terrifying situation in my position, however , understanding the expert mode you solved that forced me to weep over happiness. I will be happier for this information and as well , expect you are aware of a great job you have been accomplishing teaching most people through a blog. Most likely you haven’t encountered any of us.

  6. I have to express some appreciation to the writer for rescuing me from this dilemma. As a result of checking throughout the world wide web and coming across solutions which are not pleasant, I was thinking my entire life was well over. Being alive devoid of the solutions to the difficulties you have fixed through your short article is a critical case, and those that would have badly affected my career if I hadn’t noticed your blog. The know-how and kindness in playing with the whole lot was excellent. I don’t know what I would’ve done if I had not come upon such a solution like this. I’m able to at this time look ahead to my future. Thanks for your time very much for your expert and result oriented guide. I will not think twice to refer the website to any individual who ought to have guide on this area.

  7. I really wanted to make a simple message to be able to appreciate you for these fabulous guidelines you are sharing at this site. My prolonged internet research has now been honored with beneficial facts and techniques to share with my family and friends. I ‘d assume that many of us website visitors are unequivocally lucky to dwell in a really good website with very many awesome individuals with interesting things. I feel pretty lucky to have discovered your entire weblog and look forward to many more brilliant minutes reading here. Thank you once more for a lot of things.

  8. I intended to put you a little observation to be able to give many thanks over again for those lovely guidelines you have shown in this article. It was particularly open-handed of you to supply openly exactly what most people would have advertised as an e-book to help make some dough on their own, even more so since you could have tried it if you ever wanted. These solutions in addition worked to be a good way to recognize that other people online have similar eagerness like my very own to find out significantly more around this condition. I’m certain there are numerous more pleasant times ahead for people who discover your website.

  9. Needed to create you one very little note to thank you once again regarding the precious secrets you’ve provided here. This is surprisingly open-handed of you to offer without restraint precisely what many individuals might have advertised as an electronic book to end up making some profit for their own end, even more so now that you might well have tried it if you ever considered necessary. The pointers additionally acted as a great way to know that other people online have a similar keenness like my very own to know the truth great deal more when it comes to this condition. I know there are lots of more pleasant instances ahead for people who read through your blog post.

  10. I simply desired to appreciate you once more. I do not know the things I would have made to happen without those aspects contributed by you concerning such concern. It actually was a real hard problem in my position, but taking a look at the very specialised form you treated that made me to leap with delight. I am grateful for your work and even expect you really know what an amazing job that you’re accomplishing educating people through your website. I am sure you haven’t come across any of us.

  11. I must express my thanks to the writer just for rescuing me from this type of situation. As a result of surfing throughout the online world and seeing methods that were not powerful, I thought my entire life was over. Existing devoid of the approaches to the problems you’ve sorted out by way of your main guideline is a critical case, as well as the kind which could have adversely damaged my career if I had not encountered your web site. Your own personal training and kindness in touching every item was important. I don’t know what I would have done if I had not discovered such a step like this. It’s possible to at this moment relish my future. Thanks for your time very much for the expert and effective guide. I won’t be reluctant to recommend your web sites to anybody who desires care on this matter.

  12. I intended to write you a bit of observation so as to thank you once again for those extraordinary basics you have contributed at this time. It’s really surprisingly open-handed with you to present without restraint exactly what some people would have distributed as an ebook to help with making some profit for themselves, especially considering the fact that you could have tried it in the event you wanted. The ideas in addition served to become fantastic way to be aware that someone else have similar fervor just like my own to find out a good deal more with respect to this problem. I’m sure there are several more pleasurable periods in the future for folks who looked over your blog.

  13. I simply wished to thank you so much all over again. I’m not certain the things that I would’ve done without the entire smart ideas provided by you directly on this industry. This has been a difficult case in my view, however , being able to see a new professional strategy you treated the issue made me to cry with gladness. Now i am happier for the information and sincerely hope you are aware of an amazing job you have been undertaking educating people today all through your web page. I am sure you haven’t met all of us.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.