Molla Barzani’nin Bağımsız Kürt Devleti İdeali.. -2-

Aslında referandumla alınan karar, bir topluluğu Devlet haline getirmez. Devlet olabilmek için uluslararası zor şartlar vardır. Bağımsızlık Referandumu sadece o bölgedeki halkın niyetini gösterir.

Her türlü şartları var olan ve birçok Devlet tarafından tanınmış olan Devletlerle, birkaç devlet tarafından tanınan Devletler de halen yeryüzünde bayraklarını dalgalandırıyorlar.

Bunlardan ; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (1983), Kosova(2008), Filistin Ulusal Yönetimi (1988), Abhazya (1992) ve Dağlık Karabağ Cumhuriyeti (1991) gibi yıllardır Devlet olarak bulunan uluslar hala tanınmamakta ve BM de yer alamamaktadır.

Kuzey Irak Kürtleri, 2005 yılında onaylanan Irak Anayasası uyarınca federe bir statü elde ettiler. Irak Anayasasına göre federe Kürdistan, federal Irak devletini meydana getiren iki bölgeden biri kabul edildi., neden Bağımsızlık istediler ?

Kuzey Irak Kürtler belli bir bölgenin yönetimini Anayasal olarak aldıkları ve Irak Devletinin asli 2 unsurundan biri kabul edildikleri, Bayrağı, Başkanı, Meclisi, Bakanlar Kurulu, Ordusu, Her türlü silahı gibi bir Devlette olan hususlar bulunmasına, ekonomik özgürlüğü olmasına rağmen neden Bağımsızlık istiyorlar ?

Bunun üç sebebi var:

Birincisi; Kürtler Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde bir Devlete sahip olamamışlar. Bu uzun süre içinde Devlet için defalarca isyan ve başkaldırılarda bulunmuşlar, fakat başaramamışlardır.. Bu, durum Kürt halkından çok Kürt liderlerin artık bir rüyası, kızıl elması haline gelmiştir. Bunun en önemli sebebi de; Türkiye aleyhtarı Danışman ve Devletlerin teşviki ile bu hayali gerçekleştireceğini sanarak harekete geçmiştir. Mesut Barzani bu hayali gerçekleştiren lider olacağına inanmış olduğundan halkının en rahat zamanında yanlış bir karar vermiştir.

İkincisi; Babasının kendisine yaptığı vasiyeti yerine getirmek istemektedir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın da üzerine basarak belirttiği üzere; iyi bir münasebet içinde bulunduğu ve kendi bölgesi ile en büyük sınırı bulunan Türkiye ve Komşuları olan Iran gibi diğer devletler ile bir görüşme yapmadan, sonucunun ne olacağını bu işe bilen hukukculara danışmadan referandum yapmak istemiştir. İsrail hariç bütün devletlerin ikazlarına rağmen de yapmıştır.
Referandumun uluslararası hukukta ne olduğunu dahi araştırmayan Mesut Barzani, kendisini teşvik edenlerin sözlerine güvenmiş ve bir batağa saplanmıştır.

Üçüncüsü: Bugünkü üretim kapasitesiyle OPEC bünyesindeki en büyük üretici olan K. Irak, Kerkük’ü sınırlarının içersine aldığında dünyanın bütün dev petrol devlerinin ve dolayısıyla da süper güçlerin ortağı olacaktır. Kürtlerin uzun dönemli hedefleri açısından Telafer kenti büyük önem taşıyor. Uluslararası Kriz Grubu’nun Ortadoğu Uzmanı Joost HILTERMAN, Kürtlerin Telafer’i ele geçirerek Suriye sınırındaki Kürt bölgesi Sincar’a ulaşabileceklerini ve böylece Suriye Kürdistan’ı ile bağlantı kuracaklarını söylüyor. Bir başka deyişle, büyük “Kürdistan” hayalinin sürmesinin, Kürtlerin Telafer’i ele geçirmesine bağlı.” olduğu öne sürülmektedir. (Cumhuriyet, 28 Nisan 2006, Kürtlerin Tel Afer hedefi)

Kanaatime göre, Irak ile yapacağı pazarlıklar sonunda Kerkük ve Musul’un kendi bölgesine bağlanması karşılığı Devlet ilanından vazgeçecektir. Zira; Bu durum Irak Hükümetinin de işine geliyor. Eğer Barzani Devlet İlanına kalkarsa; Türkiye hem Türkleri korumak, hem de Ankara Anlaşmasına dayanarak bölgeyi işgal edebilir. Bunun olasılığını düşünecek kabiliyette değiller. Hükümetleri, bölgelere ve ırklara göre tanzim ediliyor..

Yazar: Muzaffer Deligöz

Aslen Kastamonu/Araç’lı olan Muzaffer Deligöz, 25.05.1940 tarihinde doğdu. Orta Okulu Araç’ta, Liseyi Kastamonu’da bitiren Muzaffer Deligöz, 1960 yılında Ankara Hukuk Fakültesine kaydoldu. Bu sırada Ankara’da gazeteciliğe başladı. 1963 yılında “İHLAS”, “Kitap Dünyası” “UHUVVET” Gazetelerinde görev aldı. Daha sonra 1964 de İzmir’de “ZÜLFİKAR” Gazetesinde çalıştı. Bu sırada Korgeneral Faruk Güventürk hakkında yayınladığı yazılar sebebiyle 3 ay Cezaevinde kaldı. Generaller, Muzaffer Deligöz’ü Hukuk Fakültesinde öğrenci olmasına rağmen askere sevk ettirdi. Bu sebeple askerliğini Yedek Subay Öğretmen olarak Turgutlu’da yaptı. Askerlik sırasında İlahiyat Fakültesine kaydoldu. Askerlik sonrası Ankara’ya gidince; İstanbul’da yayınlanan “İTTİHAD” Gazetesinin önce meclis muhabirliğini, daha sonra da Ankara Büro Şefliği yaptı. 1968 de İstanbul’a yerleşerek, İttihad Gazetesinin Yazı İşleri Müdürlüğü görevini üstlendi. 1968 Haccında İttihad Gazetesinin Türkçe/Arapça Nüshasını Mekke’de neşrederek bir ilke imza attı. İttihad Gazetesindeki ihtilaflar sebebiyle gazeteden ayrılınca, ”Doğu Haber Ajansı- Eastern News Agency” adıyla Ortadoğu haberleri Türk Basınına veren bir Haber Ajansı kurdu (1970). Kesintilerle devam eden ajans halen Ortadoğu’dan Ekonomik haberler vermekte. 1968 de Milli Türk Talebe Birliğinin Basın-Yayın Müdürlüğünü de yapan Muzaffer Deligöz, görevde kaldığı sürece “Milli Gençlik Dergisi”ni de yayınladı. 1971 de Diyanet İşleri Başkanlığı Basın Bürosunda görev alan Muzaffer Deligöz, “Diyanet” Dergisi ile “Diyanet” Gazetesinin ilk çıkışlarında görev aldı. 1973 de yayın hayatına giren “Milli Gazete”nin kuruluşunu ve İlk Yazı İşleri ve Genel Yayın Müdürlüğünü yaptı. 1981 tarihinde Suudi Arabistan’a giden Muzaffer Deligöz, 1981-1992 yıları arasında Suudi Tanıtma Bakanlığının ve Türk Elçiliğinin akredite ettiği gazeteci olarak çalıştı. Bu süre içinde; İslam Haberler Ajansının Türkiye temsilcisi ve Doğu Haber Ajansı olarak İslam Ülkeleri haberlerini Türk gazetelerine gönderdi. Yine bu süre içinde Türk için Hac süresinde yayınlanan “TÜRKÇE GAZETE” yi 6 yıl Türkçe olarak çıkardı.. 1992 yılında Türkiye’ye döndükten sonra çeşitli çalışmalar yapan Muzaffer Deligöz; 6 yıl “ÜSKÜDAR Fm” Radyosunun Danışmanı, 1 yıl da “Radyo Çağ”ın Genel Müdürü olarak görev yaptı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.