Mesut Barzani’nin 2007 de Türkiye’yi tehdit etmesinin detayı..

1983 yılında bu sözleri söyleyen Kürt liderlerinin, 2007 de neler söylediklerine bakalım: (Al-Arabiya Tv 06.04.2007)

-(Röportajı yapan kişi) Neden Türk yetkilileri sürekli Kerkük’ün kontrolünü zorla ele geçirmeye çalışırsanız buna izin vermeyeceklerini söylüyorlar ?

– Biz de onun karşılığında şunu söylüyoruz; Türkiye’nin Kürt meselesine karışmasına izin vermeyiz.

-(Röportajı yapan kişi) İzin vermeyiz derken neyi kasdediyorsunuz ?

-Onlar izin vermeyiz derken neyi kasdediyorlar?

-(Röportajı yapan kişi) Onlar askeri bir güç.

-Ben Onların askeri gücünden korkmuyorum. Ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar Saddam’ınki kadar güçlü olamazlar.

-(Röportajı yapan kişi) Ama aynı zamanda Türkiye Diplomatik bir güç.

Ne askeri güçlerinden, ne de Diplomatik güçlerinden korkmuyorum. Çünki Onları ilgilendirmeyen bir meseleye, bir başka ülkenin içişlerine müdahele ediyorlar.Kerkük, Kürt kimliği olan bir Irak kentidir. Coğrafi ve tarihi olarak gerçekler Kerkük’ün Irak Kürdistan’ın bir parçası olduğunu teyit ediyor, kanıtlıyor. Dolayısıyla Kerkük Kürt kimliği olan bir Irak kentidir ve Türkiye’nin Kerkük meselesine karışmasına izin verilemez. Eğer kendinde bunu yapma hakkını görüyorsa, O zaman biz de Diyarbakır ve Türkiye’deki diğer Kentlerin meselelerine müdahele ederiz.

– (Röportajı yapan kişi) Bu bir tehdit mi ?

-Hayır, bir tehdit değil. Bu müdahale etmesi durumunda Türkiye’ye verilecek bir Cevap.Türkiye’nin Kerkük’e müdahale etmeye ne hakkı var ? Neden ?

– (Röportajı yapan kişi) Bunun nedeni Kerkük’teki Türkmen varlığı.

– Ama Türkiye’de de 30 milyon Kürt var.

-(Röportajı yapan kişi) Siz kürtlerle ilgili meselelere müdahele etmiyor musunuz ?

– Etmiyoruz. Ama eğer birkaç Türkmen için Kekük meselelerine müdahale ederlerse, Biz de 30 milyon kürt için müdahele ederiz.

-(Röportajı yapan kişi) Siz meselenin o boyuta ulaşacağına inanıyor musunuz?

-Umarım ulaşmaz. Ama, eğer Türkler Kerkük meselesine müdahele etmekte ısrarcı olurlarsa, bunun doğuracağı sonuçların tüm sorumluluğunu üzerime alırım ve Bunu yapmalarına kendi gündemlerini Kerkük’te hayata geçirmelerine izin veremem.

-(Röportajı yapan kişi) Sizde Daima gördüğüm bu güveni Amerika’yla ittifakınızdan mı alıyorsunuz ?

-Allah’a olan inancımdan, haklı davamızdan ve bu tutumumda bana destek veren bütün Irak ulusundan alıyorum. Çünkü bu Irak’ın içişlerine müdahaledir.

Daha başka tehdit beyanlarını almıyorum. BU hepsini içine alıyor ..

BU tehditlerin bir fayda getirmeyeceğini gördükten sonra Türkiye’ye tekrar yanaştılar. Başbakanlığı döneminde Sayın Erdoğan bu bölgeye yapılacak ihracatlar ile müteahhitlik hizmetlerinin ve de petrol varlığının hatırına eskileri unutmuş göründü. Tekrar yakınlaşma oldu. Ancak, kurt bir defa içlerine girmiş, durmadan kemiriyor. Devlet de Devlet..

Bunu söylerken düşünmüyorlar ki, bütün dünyada ticareti ve siyaseti elinde tutan Yahudiler bile
Devlet kurmakta bu kadar zorlanırlarsa, Dünyadan haberi olmayan Barzani mi Devlet Kuracak? Türkiyenin Kerkükle olan Hukuki durumunu bile bilmiyor..

Tabii bunları gazlayanlar da en önde İsrail, ABD ve Avrupa Devletleri var. Onlara inanıp, aradan sıyrılır mıyız diye düşünüyorlar. Halbuki; “ATI ALAN ÜSKÜDAR’A GEÇTİ, SÜR EŞEĞİNİ NİĞDE’YE” atasözümüz tam bunlara göre…

Yazar: Muzaffer Deligöz

Aslen Kastamonu/Araç’lı olan Muzaffer Deligöz, 25.05.1940 tarihinde doğdu. Orta Okulu Araç’ta, Liseyi Kastamonu’da bitiren Muzaffer Deligöz, 1960 yılında Ankara Hukuk Fakültesine kaydoldu. Bu sırada Ankara’da gazeteciliğe başladı. 1963 yılında “İHLAS”, “Kitap Dünyası” “UHUVVET” Gazetelerinde görev aldı. Daha sonra 1964 de İzmir’de “ZÜLFİKAR” Gazetesinde çalıştı. Bu sırada Korgeneral Faruk Güventürk hakkında yayınladığı yazılar sebebiyle 3 ay Cezaevinde kaldı. Generaller, Muzaffer Deligöz’ü Hukuk Fakültesinde öğrenci olmasına rağmen askere sevk ettirdi. Bu sebeple askerliğini Yedek Subay Öğretmen olarak Turgutlu’da yaptı. Askerlik sırasında İlahiyat Fakültesine kaydoldu. Askerlik sonrası Ankara’ya gidince; İstanbul’da yayınlanan “İTTİHAD” Gazetesinin önce meclis muhabirliğini, daha sonra da Ankara Büro Şefliği yaptı. 1968 de İstanbul’a yerleşerek, İttihad Gazetesinin Yazı İşleri Müdürlüğü görevini üstlendi. 1968 Haccında İttihad Gazetesinin Türkçe/Arapça Nüshasını Mekke’de neşrederek bir ilke imza attı. İttihad Gazetesindeki ihtilaflar sebebiyle gazeteden ayrılınca, ”Doğu Haber Ajansı- Eastern News Agency” adıyla Ortadoğu haberleri Türk Basınına veren bir Haber Ajansı kurdu (1970). Kesintilerle devam eden ajans halen Ortadoğu’dan Ekonomik haberler vermekte. 1968 de Milli Türk Talebe Birliğinin Basın-Yayın Müdürlüğünü de yapan Muzaffer Deligöz, görevde kaldığı sürece “Milli Gençlik Dergisi”ni de yayınladı. 1971 de Diyanet İşleri Başkanlığı Basın Bürosunda görev alan Muzaffer Deligöz, “Diyanet” Dergisi ile “Diyanet” Gazetesinin ilk çıkışlarında görev aldı. 1973 de yayın hayatına giren “Milli Gazete”nin kuruluşunu ve İlk Yazı İşleri ve Genel Yayın Müdürlüğünü yaptı. 1981 tarihinde Suudi Arabistan’a giden Muzaffer Deligöz, 1981-1992 yıları arasında Suudi Tanıtma Bakanlığının ve Türk Elçiliğinin akredite ettiği gazeteci olarak çalıştı. Bu süre içinde; İslam Haberler Ajansının Türkiye temsilcisi ve Doğu Haber Ajansı olarak İslam Ülkeleri haberlerini Türk gazetelerine gönderdi. Yine bu süre içinde Türk için Hac süresinde yayınlanan “TÜRKÇE GAZETE” yi 6 yıl Türkçe olarak çıkardı.. 1992 yılında Türkiye’ye döndükten sonra çeşitli çalışmalar yapan Muzaffer Deligöz; 6 yıl “ÜSKÜDAR Fm” Radyosunun Danışmanı, 1 yıl da “Radyo Çağ”ın Genel Müdürü olarak görev yaptı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.