SUUDİ ARABİSTAN’DAKİ OPERASYONLAR…

Araştırmaların ilk sonuçlarına göre, yolsuzluğa karışan para tutarının 100 milyar dolardan fazla olduğu, yıllar süren pek çok ihale ve projeyi kapsadığı ifade edildi.
Bu operasyonların gelişi aniden olmadı. Veliaht prens, bu yılın başlarında yolsuzluğun suçlu olduğu kişilerin cezalandırılacağı konusunda uyarıda bulundu. Prens Muhammed bir televizyon röportajında “Kişi prens ya da bakan olsa da, yasanın üstünde kimse yoktur” dedi.

OLAYLARIN SEBEBİ:

Bütün bunlar ne için yapılıyor? İki sebebin olduğu rivayetleri dolaşıyor. 1) İktidar güvenliği 2) Mali sıkıntı. Ben bunların her ikisinin de olduğuna inanıyorum.

Şu anda veliahdin seçimi, suud ailesinin kuruluşundan bugüne kadar olan geleneklerine uymuyor. Veliahd her ne kadar kralın oğlu ise de; Suudi geleneğinde Kraliyet boşaldığında, hanedanın en yaşlısı Kral oluyordu. Ancak; 2006’da yayınlanan Kraliyet Kararnamesi uyarınca, belirli prenslerin oluşturduğu (Beyet Konseyi) kararı ile Kral seçilmeye başlanıldı.. İlk seçim de şimdiki Kral için yapıldı.

En yaşlı hanedan ferdinin seçilmesi sebebiyle; tanıdığımız bütün Krallar tahtı beklemekten doğan yaşlılık ve bitkinliğe sahiptiler. Hatta bazıları konuşurken, ayakta duramadığından, özel asansöre oturarak konuşmasını yaparlardı. Yani hiç genç bir kralı olmadı Suud’un.

BİRİNCİ VELİAHT PRENS KOVULDU, KRAL KÜÇÜK OĞLUNU BİRİNCİ VELİAHT YAPTI.
Amcası oğlu olan Birinci Veliaht Prens Muhammed bin Nayif’in yerine Kral Salman’ın oğlu İkinci Veliaht Prens Muhammed bin Selman getirildi. Böylelikle yasalarla belirlenmeyen fakat geleneksel kabul edilen bir uygulamaya son verilmiş oldu. Prens Muhammed bin Nayif’in hem gözaltına alınması, hem de malvarlığının dondurulması yanında Karşısında kalan son kuzeni merhum Kral Abdullah’ın oğlu Suudi Ulusal Muhafızları Bakanı (Prens Miteb bin Abdullah)’ı da gözaltına aldırıp, malvarlığına el kondu.. Krallık yolunda önünde olan iki engel böylece kalkmış oldu. Bunlar, Kralın oğlunun güçlendirilmesi olarak kabul ediliyor.

Kral Selman; Kardeşlerin en büyüğü dahi olmayan İkinci Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a her şeyi emanet etmiş oldu. Kraliyet tayin Usulünü değiştiren Kralın, 32 yaşındaki oğlu Veliaht Prens’e ölmeden Krallığı bırakacağı söyleniyor.

Suudi Arabistan’ı bilenlerce malum olduğu üzere; Yolsuzluğun, Suudi Arabistan’da oldukça yaygın bir alanı var. Rüşvet, pahalı ‘hediyeler’ ve cömert bahşişler dünyanın en büyük petrol üreticisi Suudi Arabistan’da iş yapmanın bir parçasıdır.

Önemli görevlere getirilen isimlerin çok büyük bölümü astronomik düzeylere ulaşan servetlere kavuştu. Bu paraların büyük kısmı da vergi cennetlerinde saklanıyordu.

Büyük Tüccarların, özellikle Suud Ticaretinin direği durumunda olan kişilerin gözaltına alınması ve malvarlıklarına el konulmasının mantığını anlamak oldukça zor. Zira bunların ne Devletten ne de iş sahiplerinden rüşvet gibi yolsuzluk yapmaları mümkün değil. Sadece Devletten iş alan BİNLADİN gibi firmaların işi yüksek fiyatlarla almak için rüşvet vermiş olmaları mümkün. Ancak, bu firma sahipleri Suudi ARabistanın en çok istihdam yapan, ihtiyaçları temin eden firmaları. Bunların ticaretten çekilmeleri durumunda zaten iyi olmayan Suudi Ticari hayatını nasıl ayakta tutacaklar ?
Bu konuda en dikkat çekici husus; Suud maliyesinin nakit ihtiyacı yanında; Veliaht Prensin yapmaya çalıştığı VİZYON 2030 Projesinin finans ihtiyacı. Devletin maliyesinin, kendi yükü yanında bir de bu projeye ödeme yapması mümkün değil.

VİZYON 2030 PROJESİ: Prense ret cevabı verince gözaltına alındı
Arap basınında günlerdir gündemin birinci maddesini oluşturan olay hakkında birçok iddia bulunuyor. Katar’ın El Cezire Televizyonu’nun tutuklanan prenslerden birine yakın çevrelere dayandırdığı haberine göre; Veliaht Prens Selman başında bulunduğu “Vizyon 2030 Projesi” kapsamında ülkeye yatırım yapmaya çağırdığı Prens el-Velid bin Talal’dan ret yanıtı alması üzerine tutuklandığı konusu..

Habere göre Selman, tutuklamalarla ülkenin diğer zenginlerine “Ya ödeyin ya da hapsi boylayın” mesajı vermek istiyor. Veliaht prens, Vizyon 2030 Projesi kapsamında ülkenin Mısır ve Ürdün sınırına yakın bir bölgeye 600 milyar dolar maliyetli bir megakent oluşturacağını açıklamıştı.

Kraliyete yakın Okaz Gazetesi manşetinde, işadamlarına varlıklarının kaynaklarını ortaya çıkarmaya meydan okudu: “Nereden buldun bunu?” sorusunu soruyor. Ama asıl konu Suud hazinesinin durumu..

DEVLETİN GELİRLERİ, GİDERLERİNİ KARŞILAYAMIYOR.
Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı Suudi Arabistan, 2014’ten bu yana petrol fiyatlarında devam eden düşüşten diğer ülkelerden daha çok zarar gördü. Analistlere göre krallığın petrol rezervleri giderek tükeniyor ve 2030’a doğru ihracatı sağlayan seviyenin altına düşecek.

Ülkede yaşı 30’u geçmeyen gençlerin yaklaşık dörtte biri işsiz. “2015’te iktidara gelen Kralı Selman kemer sıkma politikası başlattı. Bu uygulamadan en çok zarar görenler, memur ve bürokratlar oldu. Ek ödemeler iptal edildi. Daha önce alınmayan gaz, su ve elektrik faturalarını ödemek zorunda kaldılar. Suudi Arabistan’daki geleneksel düzen de son bulmuş oldu.”

SAVAŞLAR:

Halkın dikkatini başka tarafa çekmek için; Yemen’le savaş çıkarıldı; Katarla nerede ise savaşa girilecek oldu.

Ülkenin en canlı şehri Cidde, ekonominin merkezi değil artık. Her şey eskisi kadar cazip ve umut verici görünmüyor. Ülke genelindeki işletmeler, mali yükümlülüklerini yerine getirmek için mücadele etmekte.

“Hükümet, Suudi iş piyasasında çalışan yabancılardan gelir elde etme politikasını yürütüyor. Kimlik kartları ve oturma izni harçları artırıldı. Bu Suudi hazinesine 70 milyar riyal kazandırdı.

Suudi ekonomisi hâlâ dibe vurmadı ama, işlerin daha da kötüye gittiği görülüyor. Kamu sektöründe yeni işe alımlar donduruldu.

ABD Başkanı Donald Trump’ın krallığa yaptığı son ziyaretinde hükümetin 350 milyar dolara mal olan anlaşmayı imzalaması Suudiler arasında yaygın bir şekilde aşağılayıcı olarak değerlendiriliyor. Suudi hükümetinin Mısır Cumhurbaşkanı Abdül Fattah el-Sisi’nin hükümetine milyarlarca dolarlık yakıt, nakit ve hibe vermesi ekonomiye menfi tesir oluşturuyor.

DEVLET SÖZLEŞMELERİ
Binladin ve diğer büyük inşaat grubu olan Saudi Oger; petrol fiyatlarının düşüklüğü sebebiyle oluşan nakit ihtiyacı sebebiyle hükümetten aldıkları projeleri iptal etme veya askıya alma ve ödemeleri erteleme zorunda kaldılar. Firmalar milyar dolarlık borçlarını yeniden yapılandırmak zorunda bırakıldılar. Oger’in banka çalışmalarını durdurulduğunu söylemesi üzerine, binlerce kişi işten çıkarıldı.

Bu Operasyonlar sebebiyle Türkiyenin Şansı nedir ?
Suudi Arabistan’daki bazı işadamları şimdi paralarını “operasyon devam ederken ülkeden çıkarmaya çalışıyorlar” deniliyor. Yakın dönemde bir sermaye kaçışı olabilir… Lüks yatlara sahip Suudi milyarderler rotasını Türkiye’ye çevirebilir… ‘Güvenli Liman’ olarak kalırsak eğer…

Ayrıca; 4 Kasım’da başlayan operasyondan bir hafta önce Türkiye’yi yakından ilgilendiren 3 önemli gelişme yaşandı: Türk firmaları 764 milyon dolarlık iki ihaleyi kazandılar.

* İlki Yüksel İnşaat’tan… Hızlı Otobüs Taşımacılığı (Bus Rapid Transit) için açılan ihaleyi 1.9 milyar riyal yani 502 milyon dolara kazandı. 4 bin 500’den fazla işçinin çalışacağı proje şehrin trafik sorununa çözmeye yönelik.
* İkinci gelişme; MNG Holding’e ait Mapa İnşaat;, (Arafat-Taif Su İletim Sistemi) adıyla bilinen projeyi 984 milyon riyal yani 262 milyon dolara üstlendi.
Her iki ihalede Suudi Arabistan’daki Türk Büyükelçiliği’nde düzenlenen 29 Ekim resepsiyonunda açıklandı.

Son bir gelişme; bütün ülkelerin dikkatini üzerine çekiyor. Suudi enerji devi Aramco ile ilgili.
Suudi Arabistan, değerinin trilyon dolarlarla ölçüldüğü Aramco’nun yüzde 5 hissesini halka arz etmeye hazırlanıyor. Trump’ın twitter üzerinden, “Suudi Arabistan’ın Aramco’nun ilk halka arzını New York Borsası’nda yapması bizi çok memnun eder. Bu ABD için önemli” ifadelerinde yer verdi.

Aramco, Suudi Arabistan’da petrol dışı altyapı inşaatı için hem yerel hem de uluslararası firmalarla bir ortak şirket kurmak istiyor. Riyad yönetiminin ekonomiyi çeşitlendirmek için uyguladığı bu çalışma için adı geçen şirketler arasında Nesma, Al Rashid, Azmeel, El Seif gibi yerel şirketlerin yanı sıra Türkiye’den Tekfen, Güney Kore’den Posco, Daewoo ve Samsung var… Ayrıca geçen hafta Riyad’da görevinden istifa eden Lübnan Başbakanı Saad Hariri ve ailesine ait Oger ve gözaltına alınan milyarder işadamlarından Bakr bin Ladin’e ait Bin Ladin Group da ilgililer arasında.

Suudi işadamı Alwaleed bin Talal sahibi olduğu Kingdom Holding ile, aralarında News Corp, Citigroup, Twitter gibi dev şirketlerin ya sahibi ya da önemli hissedarı. Alwaleed bin Talal muhalif kimliği ile de tanınıyor. Türkiye’yi uzun zamandır takip eden Suudi işadamı ortak veya sahibi olduğu Four Seasons, Raffles, Fairmont, Swiss, Mövenpick otelleri ile Türkiye’de de faaliyet gösteriyor. Yine ortak olduğu Citi ve televizyon kanalı Fox bir anlamda Türkiye’deki iştirakleri.

Al Rajhi Ailesi, TAV’ın Suudi Arabistan’da iş ortağı
Bir diğer iş adamı Sulaiman Bin Abdul Al Rajhi ise, Suudi Arabistanın en büyük bankasının sahibi ve dünyanın en zengin 37 kişisinden biri. Finansın yanı sıra Al Rajhi ailesi altyapı ve inşaat alanında da faaliyet gösteriyor. Al Rajhi Holding, Türk şirketi TAV Havalimanları Holding ile ortak konsorsiyum kurmuş, ağustos ayında da Suudi Arabistan’da Yanbui Qassim ve Hail havalimanlarının işletmesini 30 yıl süreyle üstlenmişti.

Gözaltına alınan bunlar ve diğer işadamlarının mal varlıklarının dondurulacağı, servetlerinin sorgulanacağı açıklandı Özel jetleri pistte bekletiliyor ve havalanmalarına izin verilmiyor.
Geçmişte özel şirketlerin ve bankaların kralın dudağından çıkan bir sözle kolayca kamulaştırıldığına şahit olduğumuz Suudi Arabistan’da neler olacağı hala bilinmiyor.

Şimdilik Türk işadamlarını Suudi Arabistan’da rahatsız edecek bir durum yokmuş gibi. Türkiye’deki yatırımları da öyle…

SUUDİ ARABİSTAN’DAKİ KRALLIK:
Suudi Kralları; Muhammed ibn Suud’un soyundan gelmektedir. Kral; yasama, yürütme ve yargı erklerini elinde bulundurmakta, Başbakanlık görevini de yürütmektedir.

Suudi ailesinin çocuklarına; Prens/Prenses denilmektedir. Şu anda yaklaşık 7.000 prensin mevcut olduğu tahmin ediliyor. Bu Prenslerden Kral Abdülaziz’in 200 erkek çocuğu ülkedeki başlıca yönetim mekanizmalarının başında bulunmakta. Bakanlar Kurulu üyeleri ağırlıklı olarak Kraliyet ailesinin üyelerinden seçilmekte. Özellikle Hava Kuvvetlerinin pilotlarının büyük kısmı prenslerden oluşmakta.
Prens ve prensesler, doğmakla birlikte maaşa bağlanmakta, birçok özel haklara sahip olmaktadırlar. Bu prenslerin birçoğu yurddışında özellikle de ABD de yüksek tahsil gördükten sonra ülkeye dönerek belli görevlere talip olmaktadırlar. Görevdeki prensler ise; kendi oğullarını yüksek mevkilere atayarak güçlerini korumayı tercih etmektedirler.. Bu sayede zengin ödeneklere ve geniş imkânlara sahip bakanlıklardaki görevler aile içerisinde paylaştırılmaktadır.

Ülkede iş yapmaya gelenlerler bu prenslerden birini bularak; hem KEFALETİNİ almak, hem KOLAY İŞ bulmak için onlarla ortaklık yapmaktadırlar. Suudi Kanunlarına göre; bu ortaklık yasak olmasına rağmen, prenslik sıfatı sebebiyle bu yasağı dinlemiyorlar..

Birçok Türk iş adamının başına geldiği gibi; önce ortağız diye Kefaletine alırlar, sonra da iş yapılıp, para kazanıldıktan sonra bu ortaklığı tanımayıp, (sen benim kefaletimdeki işcisin) diyerek kazancın tamamına el koyarlar. Buna itiraz eden tüccara ülkesine dönme iznini imzalamazlar, aylarca hem işsiz hem de gelirsiz bırakırlar. Ve.. bu prenslere dokunulamaz.. Ancak; son operasyonlarla Kraliyet ailesi üyeleri dokunulmazlıklarını kaybettiler.

Hiç unutmam; bir Elektrik Mühendisi arkadaşımız elektrik işleri alabilmek ve oturum (İKAME) sahibi olmak için böyle bir prensle ortaklık yapmış. Biz bunu duyunca; (aman kardeşim hemen vazgeç, iş almadan bundan ayrıl, yoksa perişan eder seni) dedikse de dinlemedi. Kendisinin iş bulabileceğine inanmıyordu.

Bir yıl sonra Riyad’dan bana telefon açtı. (Prens işler buldu. Ben iki yıldıa bu işleri yaptım. İyi de kar oldu. Ancak iş Onun adına olduğundan parayı da o aldı. Bana da azar azar avans verdi. İşin sonunda yanına gittim. Birkaç gün beni içeri aldırmadı, bekletti. Sonunda hesabı istedi. “Olmaz, bu hesap yanlış, Sen her şeyi yarı yarıya hesabetmişsin. İşi ben buldum, iş benim adıma sen sadece mühendisliğini yaptın. Zaten bir sürü de avans almışsın.” Dedi. Ama konuşmamız böyle değildi deyince; “tamam al şu çeki, daha başka alacağın yok” diyerek bana mühendis maaşı dahi olmayan miktarda çek verdi. Baktım daha itiraz etsem beni memlekete de göndermeyecek, Allah korusun hırsızlık ithamı yapsa hapisten bile çıkamam diye aldım. Bankaya gittim. Hesapta para yok, karşılıksız çek vermiş. Döndüm büroya, para olmadığını söyleyince “ver o çeki dedi.“ aldı yırttı attı. “Tamam şimdi çık, git. Yeni iş bulursak çalışırsın” diyerek beni çıkardı. Kardan vazgeçtim, maaştan da vazgeçtim ne olur beni Türkiye’ye gönderin) diye yalvarıyordu.. Konsolosluğa gittim. Arkadaşlar “iş konusunda prensten bir şey alamayız. Ama, Kabe’ye ziyaret için izin kağıdı alsın. Gelsin.. Onu Pasaportunu kaybetmiş Umreci diye göndeririz” dediler. Suudi Arabistan’daki KEFALET sisteminde, Pasaport KEFİL’de kalıyor. Çıkış için o müsaade verecek ve pasaportu sana iade edecek ki, ülkene gidebilirsin. Arkadaşımız yalvarmış, yakarmış, “Boş oturuyorum hiç olmazsa bir umre yapayım” diye Mekke’ye gidiş izin kağıdını almış. Geldi, Sefarette hemen (pasaportu kayıp) diye belge verildi ( 90 lı yıllarda bilgisayar işlemleri bugünkü kadar yapılmıyordu. Şİmdi olsa çıkışı mümkün değil) O da ailesine kavuştu.

SUUDİ HANEDANININ KRALLARI VE KRALLIKLARI:
1. Suud Devleti imamları
Muhammed ibn Suud 1744-1765
Abdulaziz bin Muhammed 1765-1803 (1802 yılında Şii’lerce kutsal sayılan Kerbela şehrine 10,000 kişiyle saldırmış, Hz. Hüseyin’in türbesini tahrip edip, 2,000 kişiyi öldürmüş ve şehri yağmalamış)
Suud bin Abdulaziz 1803-1814
Abdullah bin Suud 1814-1818 ( 1818’de,yakalanarak İstanbul’a gönderilmiş ve idam edilmiştir)

2. Suud Devleti imamları (Başkenti Riyad)
Türki bin Abdullah 1823-1834
Faysal bin Türki 1834-1838 1843-1865
Halit bin Suud (Osmanlı Devleti Halid Bin Suud’u Riyad Valisi olarak atamıştır.)
Abdullah bin Thunayyan 1841-1843
Suud bin Faysal 1871-1875
Abdurrahman bin Faysal 1875-1891

3-Suudi Arabistan Krallığı
Kral Abdulaziz 1932-1953 (21 yıl) (1937 yılında Amerikan firmaları Dammam bölgesinde zengin petrol kaynakları bulunduğunu tespit ettiler, bu tarihten önce Suud Ailesi büyük bir yokluk içerisindeydi. Suudi Arabistan, dünyadaki petrol rezervlerinin yüzde 20’sini elinde bulunduruyor. Petrol, Suudi Arabistan’ın gelirinin yüzde 45’ini, ihracatının ise yüzde 90’ını oluşturuyor.)
Suud bin Abdulaziz 1953-1964 (11 yıl)
Faysal bin Abdulaziz 1964- 1975 (11 yıl)
Khalid bin Abdulaziz 1975-1982 (7 Yıl)
Fahd bin Abdullaziz 1982 – 2005 (23 yıl)
Abdullah bin Abdulaziz 2005-2015 (10 yıl)
Selman bin Abdulaziz 2015- devam ediyor (Kral Selman, 1963-2011 yılları arasında Riyad Bölgesi Valiliği yapmıştır)
Veliaht olarak tayin edilmiş ancak Kral olamayan prensler:
• Veliaht Prens Sultan Bin Abdülaziz (1924-2011): 2005 yılında veliaht tayin edilmiş ancak 2011 yılında ölmüştür.
• Veliaht Prens Talal Bin Abdülaziz (1931-) Dengesiz olduğu düşünülmüş, 1960’lı yıllarda Suudi Ailesini eleştirdiği için sürgüne gönderilmiştir. Şu anda hayattadır.
• Veliaht Prens Nayef (1933-2012): 2011 yılında veliaht tayin edilmiş ancak bir yıl sonra ölmüştür.

Yazar: Muzaffer Deligöz

Aslen Kastamonu/Araç’lı olan Muzaffer Deligöz, 25.05.1940 tarihinde doğdu. Orta Okulu Araç’ta, Liseyi Kastamonu’da bitiren Muzaffer Deligöz, 1960 yılında Ankara Hukuk Fakültesine kaydoldu. Bu sırada Ankara’da gazeteciliğe başladı. 1963 yılında “İHLAS”, “Kitap Dünyası” “UHUVVET” Gazetelerinde görev aldı. Daha sonra 1964 de İzmir’de “ZÜLFİKAR” Gazetesinde çalıştı. Bu sırada Korgeneral Faruk Güventürk hakkında yayınladığı yazılar sebebiyle 3 ay Cezaevinde kaldı. Generaller, Muzaffer Deligöz’ü Hukuk Fakültesinde öğrenci olmasına rağmen askere sevk ettirdi. Bu sebeple askerliğini Yedek Subay Öğretmen olarak Turgutlu’da yaptı. Askerlik sırasında İlahiyat Fakültesine kaydoldu. Askerlik sonrası Ankara’ya gidince; İstanbul’da yayınlanan “İTTİHAD” Gazetesinin önce meclis muhabirliğini, daha sonra da Ankara Büro Şefliği yaptı. 1968 de İstanbul’a yerleşerek, İttihad Gazetesinin Yazı İşleri Müdürlüğü görevini üstlendi. 1968 Haccında İttihad Gazetesinin Türkçe/Arapça Nüshasını Mekke’de neşrederek bir ilke imza attı. İttihad Gazetesindeki ihtilaflar sebebiyle gazeteden ayrılınca, ”Doğu Haber Ajansı- Eastern News Agency” adıyla Ortadoğu haberleri Türk Basınına veren bir Haber Ajansı kurdu (1970). Kesintilerle devam eden ajans halen Ortadoğu’dan Ekonomik haberler vermekte. 1968 de Milli Türk Talebe Birliğinin Basın-Yayın Müdürlüğünü de yapan Muzaffer Deligöz, görevde kaldığı sürece “Milli Gençlik Dergisi”ni de yayınladı. 1971 de Diyanet İşleri Başkanlığı Basın Bürosunda görev alan Muzaffer Deligöz, “Diyanet” Dergisi ile “Diyanet” Gazetesinin ilk çıkışlarında görev aldı. 1973 de yayın hayatına giren “Milli Gazete”nin kuruluşunu ve İlk Yazı İşleri ve Genel Yayın Müdürlüğünü yaptı. 1981 tarihinde Suudi Arabistan’a giden Muzaffer Deligöz, 1981-1992 yıları arasında Suudi Tanıtma Bakanlığının ve Türk Elçiliğinin akredite ettiği gazeteci olarak çalıştı. Bu süre içinde; İslam Haberler Ajansının Türkiye temsilcisi ve Doğu Haber Ajansı olarak İslam Ülkeleri haberlerini Türk gazetelerine gönderdi. Yine bu süre içinde Türk için Hac süresinde yayınlanan “TÜRKÇE GAZETE” yi 6 yıl Türkçe olarak çıkardı.. 1992 yılında Türkiye’ye döndükten sonra çeşitli çalışmalar yapan Muzaffer Deligöz; 6 yıl “ÜSKÜDAR Fm” Radyosunun Danışmanı, 1 yıl da “Radyo Çağ”ın Genel Müdürü olarak görev yaptı.